KELİME ANLAMI

 1- ANLAM BAKIMINDAN KELİMELER

Gerçek (Temel) Anlam:  

​Kelimenin sözlükteki ilk anlamıdır. Sözcüğün halk arasında en yaygın olarak bilinen anlamıdır da denilebilir.

 

 “Bardağının boş olduğunu fark ettim.” cümlesinde ‘boş’ sözcüğü gerçek anlamda kullanılmıştır.

​ Örnekler:

​- Buradan yola çıkabiliriz. 

- Yağmur yağınca ayaklarım ıslandı.

- İnsanın canı sıcak bir çorba çekiyor.

- Fındık ağaçlarının arasından güzel bir geyik çıkıverdi.

 

Mecaz Anlam:

 

 Bir kelimenin asli anlamıyla bir yönden benzerlik ilişkisi kurularak farklı bir anlamda kullanılmasıdır. Yani bir kelimenin kendi gerçek anlamı dışında farklı bir kelimenin anlamında kullanılmasıdır.

Örnek:  "Arkadaşının tatlı bir konuşması vardı." cümlesinde tatlı sözcüğü gerçek anlamda ağızdan alınan ve zevk veren gıdalar için kullanılan bir kelime iken yukarıdaki cümlede kulağa gelen seslerin verdiği zevki anlatmak için kullanılmıştır. 

 

Örnekler: 

Halası onun ince düşüncesine hayran kalmıştı.

Arkadaşının sözlerine kırıldı.

Adamın boş konuşmaları bizi çok bunalttı.

Sana bu konuyu bir daha açma dedim. 

 

Terim Anlam: 

Herhangi bir spor, sanat vb. alanla ilgili olarak kullanılan, cümle içinde kullanılışına  göre o alana özel anlam taşıyan sözcüklere denilir.

Örnek: "Üç perdelik bir oyun yazdım." sözcüğünde  perde sözcüğü kullanıldığı cümlede güneşi engelleyen bir kumaş parçası anlamında değil, tiyatro ile ilgili özel bir kelime anlamında kullanılmıştır.

 

Örnekler: 

Artık gitarda notaları çıkarabiliyorum.

Oyuncu yanlışlıkla topu taca attı.

Bilgisayara ram aldım.

İki meridyen arasında 111 km. olduğunu öğrendim.

 

Argo Anlam:

Aynı uğraş, meslek vs... alanındaki insanların benimseyip kullandıkları,söz konusu insanlar dışında herkesçe anlaşılamayan, kelimelere argo denir. Argo dil içinde dil özelliği gösterir. 

Argo küfür demek değildir.

Örnek:

Çocuklar elmaları arakladılar. ( çaldılar)

Bana bak süt çocuğu bir daha uğrama buralara.( toy, acemi)

 

Örnekler: 

Deli Kadir düşmanlarını hacamat etmiş. 

( Delik deşik etmek anlamında.)

Bu yarışmayı kazanamazsak zokayı yuttuk

( Perişan olmak)

 

Yan Anlam: 

Temel anlamlı bir sözcüğün yakıştırma ya da benzerlik ilgisi ile yeni bir anlamda kullanılmasına denir.

Örnek: 

Kör bıçağı bileği taşına sürttüm. ( Keskin olmayan)

 Masanın ayağı kırılmış. (Masanın desteklerinden birisi)

 

Örnekler: 

Kapının kolu kırıldı.

Mağaranın ağzı depremle beraber kapandı.

Uçağın kanadının alev aldığını gördüm.

Tek başına üç çocuğa bakıyor. 

 

2- ANLAM İLİŞKİLERİ BAKIMINDAN KELİMELER

Eş Anlam

Farklı yazılıp farklı okunabilen ancak aynı varlık ya da kavramı karşılayan yani aynı anlama gelen sözcüklere denilir.

Örnek: "Yüreği hızlı hızlı çarpıyordu." cümlesinde "yürek" sözcüğünün eş anlamlısı kalp'tir

 

Örnekler: 

talebe- öğrenci

siyah- kara

bellek- hafıza

acayip- garip

 

Yakın Anlam

Eş anlamlı sözcükler gibi farklı okunup farklı yazıldığı halde anlam benzerliği bulunan sözcüklerdir. Eş anlamlı sözcükler genel olarak her durumda birbirinin yerine kullanılabilirken yakın anlamlılar bazen kullanılabilir, her zaman kullanılamaz. Çünkü yakın anlamlı kelimelerde anlam aynılığı değil anlam benzerliği vardır.

Örnek:  "arkadaş" sözcüğünün yakın anlamlısı  "dost" tur. Dost da arkadaş kişiye maddi ve manevi yönden yakındırlar. Ancak dost arkadaştan daha yakındır.

 

Örnekler: 

Kırgın- küskün

hısım- akraba

Tanıdık- bildik

Saçmak- dağıtmak

 

Zıt Anlam

Anlam bakımından birbiri ile çelişen sözcüklere denir. Bir kelimenin olumsuzluk eki almış hali zıttı değildir, olumsuzudur.

Örnek:

"Gelmek" sözcüğünün zıttı "gelmemek" değil, " gitmek"tir.

                       

 "Gelmemek" gitmek sözcüğünün olumsuzudur.

 

Örnekler: 

siyah- beyaz

iyi-kötü

güzel- çirkin

Eş Seslilik

Yazılış ve okunuş bakımından aynı olan ancak anlam bakımından farklılık gösteren sözcüklere denilir. 

 

Örnekler: 

  • Yüzmeye gidiyorum .

  •  Cebimde yüz lira var.

  •  

  • Bağa gidip üzüm toplayacağım.

  •  İneklerin bağı çözülmüş.  

 

Anlam Daralması

Sözcüğün anlamının bir bölümünü zamanla kaybetmesine anlam daralması denir.

Örnek: "Erik" sözcüğü önceden kayısı, zerdali gibi meyveleri de kapsayan bir anlama sahipken şimdi sadece bir meyve çeşidi için kullanılmaktadır.

Örnekler: 

Oğul: Önceden erkek ve kız  evlat için kullanılırdı. Şimdi ise erkek evlat için kullanılıyor.

Tünemek: Normalde her canlı için geceyi bir yerde geçirmek anlamında iken sadece kanatlı hayvanlar için bu anlamda kullanılıyor.

 

Anlam İyileşmesi-Kötüleşmesi

Sözcüğün önceden taşıdığı genelde kötü anlamın zamanla olumlu ve iyi bir anlama dönüşmesine Anlam İyileşmesi denir.

Örnek: Edepsiz, kavgacı anlamına gelen "yavuz" kelimesi günümüzde  "gözü pek"anlamında kullanılmaktadır.

 

Anlamın iyileşmesinin tersi olan duruma ise Anlam Kötüleşmesi denir.

Örnek: "keleş" sözcüğünün sözlük karşılığı yakışıklı ve iyi huyludur. Ancak günümüzde aşağılayıcı anlamda kullanılmaktadır.

Örnekler: 

                                                            

 

Emek(eskiden "emgek" ):                  

      (anlam iyileşmesi)

 

önceki anlamı         şimdiki anlamı

 acı, eziyet               alın teri, özenli

Canavar ...........................:  

(anlam kötüleşmesi)

 önceki anlamı        şimdiki anlamı      

canı olan, canlı       vahşi, yırtıcı           

 

 

 

Güzel Adlandırma

Bazı kelimelerin insanlarda uyandığı olumsuz etkinin derecesini azaltmak amacı ile farklı kelimelerle ifade edilmesidir.

Örnek: "Verem" sözcüğü insanları derinden etkileyen bir sözcük olduğu için insanlar verem  kelimesi yerine "ince hastalık"kelimesini kullanmışlardır.

 

Örnekler: 

Börü kelimesi yerine kurt kelimesi kullanılmıştır.

 

Genel ve Özel Anlam

Tek bir şeye özgü olmayıp kendisi ile alakalı varlık ya da kavramları kapsayan anlama genel  anlam denir.

Genel anlama göre daha az kavramı  ya da varlığı kapsayan ya da kendi anlamı dışında kapsamayan anlama özel anlam denir.

 

Örnekler: 

canlı (genel) - hayvan ( canlı kelimesine göre özel)-

balık (hayvan kelimesine göre özel)

alabalık(balık kelimesine göre özel)

Somut-Soyut Anlam

Beş duyu organı vasıtasıyla algılanabilen varlık ya da kavramları karşılayan anlama somut anlam denir.

Beş duyu organı vasıtası haricinde var olduğu bilinen ya da inanılan varlık ya da kavramların anlamlarına soyut anlam denir.

 

Örnekler: 

Somut: Hava, su, taş, toprak, ev..

Soyut: Rüya, sevgi, hayal .....

Not: Bir kelimenin somut olabilmesi için beş duyu organından en az biriyle algılanması yeterlidir...

 

Nitel -Nicel Anlam

Varlıkların ve kavramların sayılamayan, fiziksel anlamda ölçülemeyen özelliklerini ifade eden kelimeleri anlamlarına nitel anlam denilir.

Varlık ya da kavramların sayılabilen, ölçülebilen özelliklerini ifade eden kelimelerin anlamlarına nicel anlam denir.

 

 

Dolaylama

Doğrudan ifade edilebilecek bir varlık ya da kavramı daha etkili bir şekilde dile getirmek için farklı kelimelerle ifade etmeye dolaylama denir.

Örnekler:

 

Sinema...............beyaz perde

Televizyon ..........sihirli kutu

Kömür.................kara elmas

Balık....................Derya kuzusu

 

Ad Aktarması

Bir kelimenin benzetme ilgisi söz konusu olmadan,  başka bir söz yerine kullanılmasıyla oluşturulan ifadeye ad aktarması denir.

Ad aktarmasının diğer ismi mecaz-ı mürsel'dir. Ad aktarmasında benzetme ilgisi dışında farklı ilgiler ile kelimeler arası bağlantı kurulur.

 

Örnekler: 

Bu depo bizi Samsun'a götürmez.

(kastedilen  yakıt yeterliliği-iç-dış ilgisi)

Toplantıya bir sürü usta kalem gelecekmiş.

( yazar- parça-bütün ilgisi )

Bir damla bereket düşmedi toprağa.

( yağmur- neden-sonuç ilgisi)

Hiç Yunus Emre' yi okudun mu?

( Y. Emre'nin eseri- yazar-eser ilgisi)

 

Deyim Aktarması

Bir sözün benzetme maksadı ile temel anlamından farklı anlamda kullanılmasına deyim aktarması ya da anlam aktarması denir.

Bu yönüyle edebiyatta kullanılan mecaz, teşhis, istiare gibi edebi sanatlara aynı zamanda deyim aktarması diyebiliriz.

 

Örnekler: 

Kuşlar toplanmış şarkı  söylüyorlar

 ( İnsandan doğaya- teşhis sanatı)

Sert bakışı canımı sıktı.

(doğadan insana-dokunmadan görmeye, mecaz)

Acı bir çığlıkla doldu ormanın içi.

(tatma duyusundan işitme duyusuna- mecaz

Karlar uçuşuyordu ağaçların üzerinde.

( Doğadan doğaya)

 

Yansıma

Doğadaki seslerin taklidine yansıma denir. 

​​

Örnekler: 

Kuzuların "mee" diye ses çıkarması, suyun "şırr" sesi, köpeklerin "hav" sesi birer yansımadır.

Yansımadan kelime türetilebilir.

Yılanın tıslaması karşısında donup kalmıştım.

Tavukların cıyaklaması üzerine kümese koştu.

Köpekler sabaha kadar havladı.

 

3- KELİME ÖBEKLERİ

İkileme

Anlatımı kuvvetlendirmek ve etkileyici kılmak için bazı kelimelerin art arda ifade edilmesine ikileme denir.

İkilemelerin arasına virgül konulmaz ve ayrı yazılırlar.

 

Örnekler: 

Yavaş yavaş konuşmaya başladı.

( Aynı kelimenin tekrarı ile)

Aşağı yukarı elli yaşında vardı.

( Zıt anlamlı kelimelerin tekrarı ile)

Evimdeki tüm ıvır zıvırı attım.

( İkisi de anlamsız kelimelerin tekrarı ile)

Ben iyi miyi anlamam, kızarım.

( Biri anlamlı biri anlamsız kelimelerin tekrarı ile)

Su şırıl şırıl akıyordu.

( Yansımaların tekrarı ile)

Eş dost birlikte olmuştuk sonunda.

( Yakın anlamlı sözcüklerin tekrarı ile)

 

Deyim

En az iki sözcüğün bir araya gelerek kendi temel anlamlarından uzaklaşarak beraberce ortak bir anlam ortaya çıkardıkları kelime grubuna deyim denir.

  • Deyimlerden kelime çıkarılamaz, deyimlere kelime eklenemez.

  • Normal şartlarda deyimi oluşturan kelimelerden birisi fiil olur.

  • Deyimler daha çok cümle içinde kullanıldığında anlamlı bir yargı bildirir. Kendi başlarına değil.

Örnekler: 

​​

  • Konuşulanlara çaktırmadan kulak kabartmıştı

  • Pabucunun dama atılacağını zannetti çocuk.

  • Gözden düşmek istemiyordu hiçbir çalışan.

  • Babası üzülecek diye ödü kopuyordu.

 

Atasözü

Söyleyeni belli olmayan, tecrübeler sonunda ortaya çıkan, doğruluğu kesinleşen özlü sözlere denir.

 

Atasözlerinden kelime çıkarılamaz, atasözlerine kelime eklenemez.

Kendi başlarına yargı bildirirler..

 

Örnekler: 

Damlaya damlaya göl olur.

Ağaç yaş iken eğilir

Sakla samanı gelir zamanı

 

Özdeyiş

Atasözleri gibi özlü sözlerdir ancak söyleyeni bellidir.

 

Örnekler: 

Bana  bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum. (Hz. Ali)

Ne mutlu Türküm diyene. (Kemal Atatürk)

Çekiç camı kırar ama çeliği sertleştitir.

 TURKİYE

2016- dinledebiyat.com © Her hakkı saklıdır.

  • Instagram Social Icon
  • dinledebiyat
  • w-googleplus