7.SINIF DÜZYAZI TÜRLERİ

Hikaye:

Olmuş ya da olabilecek olayları yer ve zaman ve kişi  ekseninde anlatan kısa yazılardır.

 

Hikayenin Unsurları:

Olay: Hikayede her şey olayın çevresinde gerçekleşir.

Zaman: Olayın geçtiği zamandır.

Mekan: Olayın gerçekleştiği yer kastedilir.

Şahıs: Olay şahıslar tarafından gerçekleştirilir.

​Bir hikaye üç bölümden oluşur:

 

Serim : Hikayenin giriş bölümüne denilir.Olayın geçtiği zaman, çevre ve kişiler tanıtılır.

Düğüm:  Hikayede olayın yoğunluk kazandığı bölümdür. Olay bütün ayrıntılarıyla ele alınır.

Çözüm:  Olayın bir sonuca bağlandığı bölümdür.

 

 

Hikaye Çeşitleri:

 

1- Olay Hikayesi:

Maupassant tarzı hikaye de denilir. Hikayenin planına uygun işlendiği çeşittir. Olay merak uyandırcı şekilde sürükleyici bir anlatıma sahip şekilde işlenir.

En önemli temsilcisi Fransız Guy de Maupassant’ tır. Bu yüzden olay hikayesinin diğer ismi de “Maupassant” olmuştur.

Türk Edebiyatında Ömer Seyfettin bu türün önemli temsilcilerindendir. Ayrıca Refik Halit Karay, Reşat Nuri ve Hüseyin Rahmi Gürpınar olay hikayesi alanında ünlü edebiyatçılarımızdandır.

 

2. Durum Hikayesi:

Çehov tarzı hikaye olarak da bilinir. Çünkü bu alandaki en önemli temsilcisi Rus hikayeci Anton Çehov’dur.

Bu hikaye anlayışında olay değil günün bir kesiti anlatılır. Hikaye planına da uyulmaz. Merak uyandırma amacı ile sürükleyicilik ve heyecan yoktur. Daha çok hayal gücünü canlandırmaya çalışır.Kişiler kendi doğal halleri ile aktarılır. Bir düşünce kabul ettirilmeye çalışılmaz.

Tarık Buğra, Memduh Şevket Esendal ve Sait Faik Abasıyanık bu türde önemli edebiyatçılarımızdır.

 

 

3. Modern Hikaye:

İnsanların yaşamlarında her zaman gördükleri sıradan olayların arka planını ortaya çıkarmaya çalışan hikaye türüdür.

Genelde toplumsal ve ahlaksal bozuklukları işler. Modernleşme sürecinde insanın geçirdiği değişimi  farkettirmeden eleştirerek okuyucuların gözleri önüne serer.

 

Bu türün öncülerinden Franz Kafka dünya edebiyatında, Haldun Taner ise bizim edebiyatımızdadır .

 

2: Roman:  

Olmuş ya da olabilecek olayları anlatan uzun ve ayrıntılı olay yazılarına denir. Hikaye türüne göre kişi, zaman ve mekan bakımından fazlalık söz konusudur.

Bir roman üç bölümden oluşur:

Serim  : Roamanın giriş bölümüne denilir.Olayın geçtiği zaman, çevre ve kişiler tanıtılır.

Düğüm:  Hikayede olayın yoğunluk kazandığı bölümdür. Olay bütün ayrıntılarıyla ele alınır.

Çözüm:  Olayın bir sonuca bağlandığı bölümdür.

 

Romanın Unsurları:

1. Kişi (kahramanlar) Romanda ana karakter ve yardımcı karakterler vardır.

                                  Roman kişileri “tip” ve “karakter” olarak karşımıza çıkar.

Tip: 

Belli bir sınıfı temsil eden kişilere denir. Evrensel özelliklere sahiptirler.Tipler kızgın,mutlu,  alıngan, kıskanç ...özelliklerin sadece birini gösterirler. Bir nevi kıskanç sa hep kıskançtır, alıngan ise hep alıngandır.

Örneğin seyredilen herhangi bir dizi de çok konuşan ve laf taşıyan bir kadın tipi olabilir. Farklı dizi ya da filmlerde de aynı çok konuşan ve dedikoducu tipin özelliklerinin aşağı yukarı aynı olduğu görülür.

Karakter: Romanda birçok farklı yönü verilen , var olan özelliklerinin de olayın gidişatı içinde değişebildiği kişilere denilir. Tip özelliği olan geneli temsil etmezler. Kendine özgüdür.

 

2. Olay: Hikayede genel olarak tek bir olay anlatılır. Romanda ise temel bir olayın içinde iç içe geçmiş bir sürü   olay anlatılır. 

 3. Çevre (yer):  Romanın ana olay ve içe içe geçmiş olaylarının gerçekleştiği yerlerdir.

4. Zaman: Romanda zaman kavramı geniştir.  Düşünceler kullanılarak zamanda ileri ya da geri gidilip gerçekleşcek ya da gerçekleşmiş olaylar anlatılabilir.

 5. Fikir: Her romanda olmasa da romanlarda verilmek istenen bir mesaj olabilir.

6. Dil ve Anlatım:  Romanın üslubudur. Açık ya da kapalı bir anlatımı mı var, betimlemeler uzun mu kısa mı ...gibi. Bunun dışında romanda hakim bakış açısı da dil ve anlatım özellikleri kapsamına girer. Romanlarda genel olarak 1. ve 3. kişi anlatımı kullanılır.

 

Romanda Bakış Açıları:

1.İlahi Bakış Açısı:

 

Bu bakış açısında anlatıcı olayların dışındadır. Olayları tüm yönleri ile görür ve bilir. O kadar ki kahramanın birazdan ne yapacağını, içinden geçenlerin ne olduğunu dahi bilir. Anlatıcının bu tür yeteneklerinden dolayı ilahi bakış açısı denilmiştir.3. tekil kişi kullanılarak anlatım yapılır.

 

2.Gözlemci Bakış Açısı:

 

Bu bakış açısında da gözlemci olayların dışında yer alır. Ancak anlatıcının bildikleri gördükleri ve duydukları kadardır.Gelecek ya da geçmişle ilgili bilgisi yoktur. Kahraman ve tiplerin içinden geçenleri bilemez. 3. Tekil kişi anlatımı kullanılır.

 

3.Kahraman Bakış Açısı:

 

Bu bakış açısında olayı kahramanın kendisi anlatır. Bu nedenle 1. Tekil kişi anlatımı vardır.

 

 

 

Dünya Edebiyatında Roman:

  • Günümüz roman anlayışına en yakın roman 16. yüzyılda Rönesans’tan sonra Givoanni Boccacio tarafından yazılmış olan “Dekameron’dur.

  • Roman türünün ilk başarılı örneği olarak Miguel de Cervantes’in Don Kişot’u kabul edilir. (16. yy)

  • Daniel Defoe “Robenson Cruze”yu macera romanın ilk örneği kabul edilir.

 

 

Türk Edebiyatında Roman:

  • İlk çeviri roman Yusuf Kamil Paşa’nın Feneleon’dan çevirdiği “Telemak”tır.

  • İlk roman Şemsettin Sami’nin “Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ tır.

  • Edebi anlamda yeterli ilk roman Namık Kemal’in “İntibah”ıdır.

  • Batılı anlamda ilk edebi romanlar ise Halit Ziya’nın Mai ve Siyah ile Aşk-ı Memnu adlı eserleridir.

 

3- Masal

Belirli olmayan bir zamanda gerçekleşen olağanüstü olayların anlatıldığı nesir türüne denir.

 

Masalın Özellikleri:

  • Masalda kişiler olağanüstü özelliklere sahip olabilirler.

  • Kişilerin dışında olağanüstü canlılar da olabilir.

  • İyiler her zaman kazanır, kötüler her zaman kaybeder.

  • Yer ve zaman tam olarak belli değildir.

  • Çocukları eğitme amacı taşır.

  • Başında tekerleme bulunur.

 

Masalın Bölümleri:

Serim( Giriş): Tekerlemelerle giriş yapılır. Kişiler  tanıtılır.Masalın konusu hakkında bilgi verilir.
Düğüm (  Gelişme):  Okuyucunun merakını tahrik edici şekilde kahramanın başından geçen olaylar işlenir.  Olay bir çözüme kavuşturması gereken noktaya getirilir.
Çözüm (Sonuç): Olay bir sonuçlanır. İyiler kazanır.

 

Masal Türleri:

  • Anonim Masallar: Söyleyeni belli olmayan masallara denilir. Keloğlan Masalları gibi

  • Sanatsal Masallar: Söyleyeni belli olan ve belli bir amaçla yazılan masallara denilir.

 

Dünya Edebiyatında Masal

Eğer fabllar masaldan sayılırsa dünyada yazılan ilk masal Beydeba’nın Kelile ve Dimne’sidir. Bunun dışında “Binbir Gece Masalları”, “Grimm Kardeşler Masalları”, “La Fontaine Fabl”larıbu alanda önemli eserlerdir

 

Türk Edebiyatında Masal

Keloğlan Masalları anonim alanda en bilinen Türk masallarıdır. Sanatsal Masal anlamında ise Şinasi’nin “Tercüme-i Manzume”si La Fontain’den çeviridir. Eflatun Cem Güney masal alanında Türk Edebiyatında önemli çalışmaları olan birisidir.

 

4- Fabl :

Çoğunlukla hayvanların insana ait davranışları sergileyip konuşmalarına dayanan manzum  ya da nesir şeklinde olan öykülerdir. Bazı kaynaklar fabl türünü masala dahil ederler. Bu nedenle dünyaca ünlü fabl türündeki eserleri masala örnek verirler.

Fabl özellikleri:

  • Aynı masaldaki gibi olağanütülükler olabilir.

  • Masaldaki gibi ders verme amacı vardır.

  • Ağırlıklı olarakkişileştirme ve konuşturma sanatları kullanılır.

  • Hem şiir şeklinde hem de üz yazı şeklinde olabilirler.

 

Fablların Bölümleri:

  • Giriş :   Kahramanların tanıtımı yapılır. Olay hakkında okuyucuyu az çok bilgisi olması sağlanır.

  • Gelişme: Olayların birbirine bağlandığı bölümdür.

  • Sonuç: Fabl’ın en kısa bölümüdür. Olay beklenmedik, şaşırtıcı bir şekilde biter.

  • Kıssdan Hisse: Verilmek istenen ana fikir aktarılır. Bu bölüm her zaman olmaz. Bazen başta da olabilir. Olmadığı zaman ana fikir okuyucuya bırakılır.

 

Dünya Edebiyatında Fabl:

Beydeba'nın fablları Kelile ve Dimne adlı bir eser bilinen ilk fabllardandır. Ezop ve La Fontaine de Batı edebiyatında büyük fabl yazarlarıdır.

 

Türk Edebiyatında Fabl:

Türk Edebiyatındaki  ilk fabl örneği 'Harname' (Şeyhi)dir.  Ahmet Mithat Efendi ve Şinasi', Recaizade Mahmut Ekrem, Nabizade Nazım’ın fabl üzerine çalışmaları vardır.

Makale:

Bir konuda  yazılan ispatlı yazılardır. Yayın organlarında yayımlanarak okuyucuya ulaştırılır.

 

Özellikleri:

  • Bilimsel metinlerdendir. Bir görüşün doğru ya da yanlışlı ispatlanmaya çalışılır.

  • En belirgin özelliği kanıtlara başvurmasıdır. Bunlar belge, istatistiki veri ...vs olabilir.

  • Nesnel bir bakış açısı ile kaleme alınmalıdır.

  • Konu sınırlaması yoktur. Her konuda yazılabilir.

  • Makaleyi yazan kişi yazdığı konuda biligili ya da uzman olmalıdır.

  • Gazete, dergi  ya da internet ortamında yayımlanır.

  • Açıklayıcı anlatım kullanılır. Süslü anlatımdan uzak durulur.

  • Türk Edebiyatında ilk makale Şinasi’nin Tercüman-ı Ahval gazetesinin ilk sayısında yayımladığı Tercüman-ı Ahval Mukaddime’sidir.

Deneme:

Yazarın herhangi bir konudaki şahsi görüşlerini kendi kendisi ile konuşuyormuş gibi yazdığı sabit bir kuralı olmayan yazılardır.

Özellikleri:

  • Yazar herhangi bir konuda şahsi görüşleri iç hesaplaşma tarzında ele alır.

  • Samimi bir üslubu vardır.Ancak karşıda birine hitap ediyor gibi değilde kendi kendine anlatıyor gibidir.

  • Genel olarak toplumsal konularda değil de bireysel konularda yazılır.

  • Öğretici ve düşünsel yazılardır.

  • Anlatılanları ispatlama kaygısı yoktur.

  • Herhangi bir yazım planı yoktur.

  • Kısa yazılardır. Genelde birkaç sayfayı geçmez.

  • Akıcı bir üslubu vardır ve geniş halk kitleleri tarafından anlaşılabilecek sade bir üslubu vardır.

  • Dünya edebiyatında bu alanda en ünlü isim Montaigne’dir. “Denemeler” adlı kitabı  dünyaca ünlüdür.

  • Türk Edebiyatında Ahmet Haşim, Ahmet Rasim, Refik Halit Karay, Falih Rıfkı Atay, Nurullah Ataç, Cemil Meriç, Mehmet Kaplan deneme alanında önde olan isimlerdir.

Sohbet :

 Genelde günlük konularda yazılan ispat kaygısı güdülmeyen senli benli tarzda samimi bir üslupla yazılan yazılardır.

 

Özellikleri:

  • Makalenin yazım planı ile aynıdır. (Giriş gelişme,sonuç)

  • Karşıda birisi ile konuşuyormuş havasında yazılır.

  • Çoğunlukla günlük sanatsal konularda yazılırlar.

  • Gazete, dergi ya da internet ortamında yayınlanırlar.

  • İspat kaygısı olmaz.

  • Anlatımı kuvvetlendirmek ve samimiyeti artırmak için yazar anılarından, gülmece fıkralardan, nüktelerden yararlanabilir.

  • Edebiyatımızda Ahmet Rasim, Suut Kemal Yetkin, Nurullah Ataç, Melih Cevdet Anday Attila İlhan bu konuda ünlü sanatçılardır.

 Fıkra:

Yazarın toplumsal ya da siyasi olaylarla ilgili kişisel görüşlerini akıcı bir üslupla ele aldığı günübirlik yazılardır.

 

Özellikleri:

  • Toplumun gündeminde olan konular ele alınır.

  • Gazete, dergi ya da internette yayımlanır.

  • İspatlama kaygısı yoktur.

  • Gündemde olmak kaydıyla her konuda yazılabilir.

  • Türk Edebiyatında Tercüman-ı Ahval gazetesi ile beraber görülmeye baişanmıştır.

  • Giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur.

  • Deyim ve nükteli sözlere yer verilir.

  • Ahmet Rasim, Ahmet Haşim, Falih Rıfkı, Hüseyin Cahit, Peyami Safa bu konuda önde gelen edebiyatçılardandır.,

Röportaj:

İlk olarak mülakat türü gibi sorulan sorulan cevapların gazetede yayımlanması şeklinde çıkıp zamanla araştırma inceleme yazısı haline gelerek mülakat türünden ayrılan bir yazı türüdür.

Röportaj, Yazarın bir eser, kişi, eşya ya da yer ile ilgili inceleme ve bire bir görüşme sonuçları ve  varsa fotoğrafları, videoları, istatistiki bilgileri ortaya koyup kendi görüşleri ile harmanlayarak okuyucuları ikna etme amacıyla yayımladığı araştırma yazılarına denir.

 

Özellikleri:

  • Açıklayıcı, öyküleyici, betimleyici ve tartışmacı anlatım gibi birçok anlatım tekniği kullanılır.

  • Nesnel veriler kullandığı için zamanla tarihsel veri olarak kullanılabilir.

  • Düşünsel planla yazılır.

  • Video, fotoğraf, belge gibi destekleyici argümanlar kullanılabilir.

  • Sadece soru-cevaptan oluşan “mülakat” türü ile karıştırılmamalıdır.Bu konuda ünlnmiş yazarlar: Falih Rıfkı Atay, Yaşar Kemal, Ruşen Eşref Günaydın,Hikmet Çetinkaya ...

 Eleştiri:

Bir eseri ya da sanatçıyı tanıtma amaçlı yazılan yazılara denilir. Eser yazılırken tüm yönleri ile le alınır.Yani eser sadece olumsuz yanları ile değil de varsa olumlu yanlarıyla da ele alınır.

 

Özellikleri:

  • Öznellikten mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.

  • Eleştirisi yapılan eserden uzaklaşılmamalı, sonuna kadar aynı eser üzerinde durulmalıdır.

  • Eleştiride mümkün olduğunca somut verilerden yararlanılmalı, eleştiri cümleleri eserdeki ilgili cümle ya da paragraflara dayandırılmalıdır.

  • Yazılan her eser ve eserin sahibi eleştiriye konu olabilir.

  • Eser olumlu ve olumsuz yönleri ile ele alınmalıdır.

  • Türk Edebiyatında ilk eleştiri Tanzimat Döneminde Ziya Paşa’nın Harabat adlı antolojisi için yazılan “Tahrib-i Harabat adlı eserdir.

Hatıra (Anı):

İnsan yaşamında iz bırakan olayların daha sonrasında olayı yaşayan kişi tarafından kaleme alınması ile ortaya çıkan yazı türüne denilir.

Özellikleri:

  • Tarihsel belge niteliği omamasına rağmen tarihe ışık tutan eserlerdir.

  • Birinci kişi anlatımı söz konusudur.

  • Açık, sade içten bir anlatımı vardır.

  • Öyküleyici, betimleyici, açıklayıcı anlatım türleri kullanılır.

  • Jean Jacques  Roussau’ nun “İtiraflar” adlı eseri batı edebiyatında en bilinen anı türündeki eserdir.

  • Türk Edebiyatında ise Muallim Naci’nin “Ömerin Çocukluğu”, Ziya Paşa’nın “Defter’i Amal”ı, Ahmet Rasim’in “Falaka”sı, Halit Ziya’nın “Kırk Yıl”ı, Hüseyin Cahit’in “Edebi Hatıralar”ı, ve Falih Rıfkı Atay’ın “Çankaya”sı bu alanda en bilinen eserlerdir.  

Günlük:

Bir kişinin gün içinde yaşadığı ilgi çekici olayları günü gününe yazmasına denilir. Günlükte tarih belirtilir. Olayların gün içinde ne zaman gerçekleştiği de anlatım içinde verilir.

 

Özellikler:

  • Yaşanılan olay, hissedilen duygular, düşünülen hayaller günü gününe yazılır.

  • Birinci kişi anlatım söz konusudur.

  • Öznel yargıların yoğunlukta olduğu yazılardır.

  • Günlüğü yazan kişinin psikolojik yapısını ortaya koyar.

  • Tarihi olayların öğrenilmesinde objektif olmayan kaynak konumundadırlar.

 

Günlük Çeşitleri:

1- İçe Dönük Günlükler:

Yazarın günlükte kendi kendine hitap eder tarzda yakınma, dertleşme söz konusudur. Çevrenin, toplumun, yaşadığı olayların yazar üzerinde bıraktığı psikolojik izleri rahatça görebiliriz.

Stendhal’in, Andre Gide ve bizim edebiyatımızda Nurullah Ataç’ın bu alanda eserlerii vardır.

 

2.Dışa Dönük Günlük:

Bu tür günlüklerde yazar günlük olayların kendi ruh dünyasında bıraktığı izleri değil de toplum üzerindeki etkisini ele alır. Dönemin sanat, siyaset, edebiyat gibi alanları ile toplumsal olaylar öykü tekniği kullanılarak eleştirisel bir üslupla ele alınır. Bu yönleri ile bu tür günlükler tarihi olaylara ışık tutma özeeliğine sahip olurlar.

Andre Gide’nin Kalpazanlar adlı eseri bu türün en önemlilerindendir.

 Mektup:

Heberleşmede kullanılan bir yazı türüdür. Haberleşme bireyler arasında olabileceği gibi resmi ya da özel kurumlar arasında ya da bireyler ile kurumlar arasında da olabilir.

 

Mektup Çeşitleri:

 1.Özel Mektuplar:

Arkadaş, dost, akraba gibi kendimize yakın hissettiğimiz insanlara yazdığımız doğal ve samimi üslupla yazılan mektuplardır.

 

Özellikleri:

  • Sağ üst köşeye tarih ve yer kaydı düşülür.

  • Mektubun yazılacağı kişiye yakınlık ya da kişinin konumuna uygun bir hitapla başlanır.

  • Sağ alt köşeye ad ve soyad yazılıp altına imza atılır.

  • Sol alt köşeye adres bilgileri girilebilir.

  • Sonda selam, saygı, hasret gibi ifadeler kullanılır.

 

 

2. Edebi Mektuplar:  

Özel mektupların sanatçı ya da edebiyatçılar arasında sanatsal ya da edebi konularda yazılan türüne denilir.  Eskiden mektup şeklinde yazılan eserlere “mektubat” denilirdi. Kınalızade Ali Şir Nevai gibi edebiyatçıların bu tarzda eserleri mevcuttur.

Modern anlamda mektup türü edebiyatımıza Tanzimat Döneminde girmiştir. Namık Kemal ile Abdulhak Hamit’in birbirlerine yazdıkları mektuplar bu türe ait ilk örneklerdendir.

 

 

3.Resmi Mektuplar:

Resmi kurumların kendi aralarında birbirlerine yazdıkları  ya da kişilerin başvurularına verdikleri yazılara denilir.

Bu tür mektuplarda hitap başlığı, sıra no’su, konusu belirtilmelidir. İlgi hanesine sayı ve tarih, konu hanesine amaç yazılır. Açık anlaşılır ve yoruma meydan bırakmayacak bir üslup olmalıdır.Mektubun sonu alt makama ya da kişiye yazılıyorsa “.. rica ederim.” Üst makama yazılıyorsa “...arz ederim.” Şeklinde bitirilir.

 

En alt sağa ise mektubu yazanın adı soyadı makamı ve imzası eklenir.

 

Dilekçe:

 Resmi mektupların bir çeşididir diyebiliriz. Dilekçe resmi ya da özel kurumlara verilebilir. Hiçbir kurumun dilekçeyi kabul etmeme hakkı yoktur. Özel ya da resmi kurum dilekçeyi cevaplamakla yükümlüdür. Eğer dilekçe kendisi ile ilgili değilse yine de cevap verilmeli, kendisi ile ilgili olmadığı açık bir üslupla anlatılmalı ve nereye başvurulması gerektiği belirtilmelidir.

  • Dilekçe hitapla başlar. Hitap Kelimelerinin tümü ya da kelimelerin ilk harfleri büyük harfle başlamalıdır.

  • Daha sonra dilekçeyi yazan kendisini tanıtarak problemi açık ve anlaşılır biçimde izah etmeli ve kurumdan isteğini bildirmelidir.

  • En sondaki istek cümlesi “... arz ederim. “ şeklinde bitirilir.

  • Sağ alt köşede ad soyad tarih ve imza bulunur.

  • Sol altta ise iletişim bilgileri yer alır.

 

4.İş Mektupları:

Özel kurumların kendi aralarında ya kişilerle olan iş ile ilgili mektuplarına denilir.Çok değişik nitelikte iş mektubu vardır:

  • Tavsiye mektupları

  • Sipariş mektupları

  • Satış mektupları

  • Şikâyet mektupları

  • Alacak mektupları vb. gibi.

 

 

 

5.Açık Mektup:

Bir düşünceyi aktarmak, bir tezi savunmak amacı ile halka ya da ulaşılması zor bir yetkili ya da yetkililere hitaben kişi ya da kurum adına yazılan ve yayın organları tarafından yayımlanan mektuplara denilir.

Gezi Yazısı:

Gezilip görülen yerlerin anlatıldığı yazılara denir. Eskiden bu tür yazılara “seyahatname” denilirdi.

 

Özellikleri:

  • Gezi yazıları tarihsel kaynak olma özelliğine sahiptirler.

  • Daha çok betimleme tekniği kullanılır. Gözlem gücü çok önemlidir.

  • Gezilip görülen yerler ile ilgili  resim ya da fotoğraflarında verilmesi etkileyiciliği artırır.

  • Gezi yazısı her zaman objektif bilgiler içermek zorunda değildir. Gezilip görülen yerlerin yazar üzerinde bıraktığı etkiler öznel değerlendirmelerle ifade edilebilir.

  • Dünya Edebiyatında bu alanda İbn-i Batuda, Marco Polo, ve Herodotos önde gelen edebiyatçılardır.

  • Türk Edebiyatında Seydi Ali Reis’in “Mirat-ül Memalik ( Memleketlerin Aynası)” adlı eseri, Evliya Çelebi’nin “Seyahatname”si, Katip Çelebi’nin “Cihannuma”sı bu alanda en ünlü eserlerdir.

  • Tanzimat Döneminde tekrar canlanan bu türün Tanzimat ve sonrasındaki temsilcileri:

 

→ Ahmet Mithat (Avrupa’da Bir Cevelan)

→ Cenap Şehabettin (Hac Yolunda, Avrupa Mektupları)

→ Ahmet Haşim ( Frankfurt Seyahatnamesi)

→ Reşat Nuri Güntekin (Anadolu Notları)

 Biyografi

Bir kişinin hayatını yazmaya denilir. Genel olarak sanat, spor, edebiyat, iş dünyası gibi alanlarda ünlenmiş insanların hayat hikayelerini yazmak şeklinde tanımlar vardır. İşin aslı hayat hikayesinin biyografi sayılabilmesi için ünlü birinin hayatını anlatması diye bir şart yoktur. Herhangi birinin hayat hikayesi de biyografi türü içine girer. Ancak bir eserin ortaya çıkarılış amaçlarından birisinin okuyucuların ilgisini çekmek olmasından dolayı ünlü insanların hayat hikayelerinin ele alınıp yayımlanması söz konusu olmuştur. Çünkü sıradan insanların biyografileri geniş okuyucu kitlelerinin ilgisini çekmez. Ancak ünlü birinin hayat hikayesi özellikle  ilgili alanda olan ya da söz konusu alana ilgi duyan kesimlerce tercih edilecektir.

 

Biyografinin Özellikleri:

  • Tarafsız olunmalıdır.

  • Gelge, fotoğraf ve tanık gibi verilere dayanmalıdır.

  • Biyografgisi anlatılacak kişinin hayatı kronolojik sıralamaya uygun verilmelidir.

  • Şahıs tek bir yönü ile değil bütün yönleriyle ele alınmalıdır.

  • Subjektif ifadelerden mümkün olduğuncakaçınılmalıdır.

  • Açık, sade ve anlaşılır bir dil kullanılmalıdır.

 

Biyografi Çeşitleri:

1.Bilimsel Biyografi:

Hayatı verilecek kişinin biyografisi kronolojik sıraya uygun biçimde, bilgi, belde, veri, tanık gibi etmenlerle desteklenerek verilir.

 

2.Biyografik Roman:

Kişinin yaşamını konu alan romanlara denilir. Biyografinin roman kurgusu içerisinde ele alınmasıdır da diyebiliriz.

 

3.Nekroloji:

Kişi öldükten kısa bir süre sonra kişiyi tanıyanla ve sevenler tarafından o kişinin üstün özelliklerinin gazete ve dergi gibi yayın organlarında ele alınmasıdır.

Otobiyografi:

 

Yazarın kendi yaşamını anlattığı yazılara denilir. Biyografinin yazım tekniği ile ok yönden benzerdir. ancak araştırma yapmaya gerek yoktur çünkü hayatı anlatılacak kişi yazarın kendisidir.  

Otobiyografiler  genelde doğumla ya da doğum öncesinde kısa ailevi bilgilendirmelerle başlar. Sonrasında bebeklik, çocukluk, gençlik şeklinde kronolojik olarak ilerler. Burada yanlış anlaşılmaması gereken şey yazarın yazarın doğum, bebeklik gibi dönemleri hatırlama imkanı olmadığından bunları yakınlarından öğrenmiş olduğu gerçeğidir. Be nedenle ilgili dönemler ile ilgili," Annem'in dediğine göre ekinler hasat edildiği sırada doğmuşum," tarzında cümlelerre rastlarız.

Otobiyografiler okuyanların bir şeyler öğrenmesi amacıyla yazılırlar. Yazarın eserini yazdığı döneme kadar olan öz yaşam öyküsünü barındırırlar.

Konu testi çözmek için tıklayınızTest -1     Test-2

Çekiç camı kırar ama çeliği sertleştitir.

 TURKİYE

2016- dinledebiyat.com © Her hakkı saklıdır.

  • Instagram Social Icon
  • dinledebiyat
  • w-googleplus