2013 YGS'deÇıkmış  Dil Bilgisi sorularını    pdf formatında görüntülemek ve indirebilmek için tıklayınız...

2013  YGS Çıkmış Türkçe Soruları

Sözlük hazırlamanın en güç yanı sözcükleri anlam kayganlığından kurtarma, onları belli bir yere oturtmadır. Bu da ancak Samuel Butler’in dediği gibi onların belirsiz yanlarını söz duvarlarıyla kuşatmakla gerçekleşebilir.

 

1-Bu cümledeki altı çizili sözle, sözcüklere yönelik olarak ne yapıldığı anlatılmıştır?

 

A) Tanımsal sınırlar koyulduğu

 

B) Birbirlerinden etkilenişlerinin gösterildiği

 

C) Çağrışımsal değerlerinin belirtildiği

 

D) Zenginleştirme yollarının açıklandığı

 

E) Kullanım sıklığının yansıtıldığı

 

 

Bazı insanlar yapabileceklerinin farkında olmadan, sürekli bir özgüven eksikliği içinde yaşarlar. Bazıları da abartılı bir özgüvenle, hayatta her şeyi başarabileceklerine, her alanda en iyi olduklarına inandırırlar kendilerini. Oysa insan kendisine içbükey veya dışbükey aynada değil, düz aynada bakmalıdır.

 

2- Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

 

A) İnsanın kendisine güvenerek başladığı her işte başarılı olması mümkündür.

 

B) İnsan, her alanda kendisinden daha üstün birilerinin olabileceğini unutmamalıdır.

 

C) Yaşamda mutlu olmak için olumsuzluklar karşısında direnmeli, önüne çıkan engelleri sabırla aşmaya çalışmalıdır.

 

D) İnsan, yeteneklerinin sınırlarını gerçekçi bir tutumla belirlemeli, kendisini tarafsız bir gözle değerlendirmelidir.

 

E) İnsanlar, hayattaki olumsuz durumları da olumlu durumlardaki gibi olgunlukla karşılamalıdır.

 

 

 

L. Frank Baum, bu dünyadan geçerken öyle derin

                                               I

izler bıraktı ki yaşamanın değerini milyonlarca kez

               II                          III

kanıtlamış oldu. Bu ölümsüz yazarın eli değdiği

                                                                 IV

anda çocuk edebiyatı yeşermeye başladı .

                                        V

 

3- Bu parçadaki numaralanmış sözlerden hangisinde mecazlı bir söyleyiş yoktur?

 

A) I.  B) II.            C) III.            D) IV.            E) V.

2011’in sonuna doğru gösterime giren bu film, geleneksel sinemanın kullandığı tekniklere bağlı kalmadan, bir hayatta kalma savaşımını insanda yoğunlaşarak anlatıyor.

 

4- Bu cümleden söz konusu filmle ilgili olarak aşağıdakilerin hangisi çıkarılabilir?

 

A) Belirli bir izleyici kitlesine seslenmek amaçlanmıştır.

 

B) Yeni çekim yöntemlerine başvurulmuştur.

 

C) Bugüne değin beyaz perdeye taşınmamış bir sorun işlenmiştir.

 

D) Oyuncuların gösterdiği başarıyla çok boyutlu bir yapı kazanmıştır.

 

E) Yılın çok izlenen filmleri arasında yerini almıştır.

 

 

 

 

 

 

Klasik eserleri okumaya en çok, kendi yazdıklarımı tekrar ettiğimi hissettiğim zamanlarda ihtiyaç duyarım.

 

5- Aşağıdakilerden hangisi bu cümleye anlamca en yakındır?

 

A) Kimi eserlerin her dönemde okunurluğunu sürdürdüğü bilinir.

 

B) Bir yazarın, okuduklarından etkilenmeden yazması mümkün değildir.

 

C) Her eser, başka metinlerden alınan parçalarla renklenen bir tablodur.

 

D) Yazar, benzer ürünler ortaya koymaktan kaçınmak istiyorsa yazdıklarını ara sıra gözden geçirmelidir.

 

E) Çağını aşmış eserleri okuma, yaratıcılığı besleyen bir etkinliktir.

 

 

Bir gazeteci, söyleşi yaptığı kişinin rahatsız olabileceği bir soruyu, kendisiyle soru arasına mesafe koyarak üçüncü kişilerin ağzından sormalıdır.

 

6- Aşağıdakilerden hangisi bu ilkeye dikkat edilerek hazırlanmış bir sorudur?

 

A) Çok önemli iki ödül almasına rağmen son romanınızın çok satılmamasının nedeni ne olabilir?

 

B) Bazı eleştirmenler son romanınızın bazı bölümlerinin bir Alman yazarın romanından alındığını iddia ediyor, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 

C) Eserlerinizde soyut konuları ele alışınızın okuyucuyu yorduğunu düşünmüyor musunuz?

 

D) Bazı yazarlarımızın dediği gibi “Keşke yayımlamasaydım!” diye düşündüğünüz yazılarınız oldu mu?

 

E) Eserlerinizde aynı konuyu işleyip durmaktan kurtulamamanızı neye bağlıyorsunuz?

 

 

 

 

Şiir, yalnızca acıları, yoksunlukları, mutsuzlukları dile getirmemelidir. ----?

 

7-Bu sözler aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülemez?

 

A) Gerçekte de sevinçle hüzün, ölümle yaşam yan yana karşımıza çıkmaz mı?

 

B) Türk halk müziğinde uzun havalardan sonra oyun havalarına geçilmez mi?

 

C) Okuyucunun şiirden alacağı hazzı sınırlamaya gerek var mı?

 

D) Günümüzde insan yaşamının trajik yönlerini yansıtan eserler de ilgi çekmiyor mu?

 

E) Şiir okuyucusunu karamsarlığa itmenin bir anlamı var mı?

 

 

 

 

(I) Antakya’daki kazılarda Geç Hitit Dönemi’ne ait olduğu düşünülen kalıntılar ortaya çıkarıldı.

(II)Buluntular arasında eşsiz, anıtsal boyutlarda bir insan figürüyle kabartmalı bir sütun altlığı yer alıyor.

(III)Bazalttan yapılan her iki eserin de kaleye girişi sağlayan yapı kompleksi boyunca uzanan, yüzeyi taş döşeli koridorun altına gömüldüğü düşünülüyor. (IV) Bel hizasının hemen üstünden baş kısmına kadar olan yüksekliği 1,5 metreye ulaşan figür, dik duran bir insanı canlandırıyor. (V) Toplam boyu, büyük olasılıkla 3,5-4 metreyi bulan sakallı erkek figürünün, gözleri siyah ve beyaz taşlardan yapılmış.

 

8- Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde betimleyici ögelere yer verilmemiştir?

 

A) I.         B) II.        C) III.       D) IV.      E) V.

 

 

 

 

 

(I) Şiirleri çeşitli dergilerde yayımlanan bir şairimiz…(II) İkinci kitabıyla tekrar okuyucunun karşısında. (III)    Açık ve yalın anlatımlı, kısa dizelerden oluşan şiirlere imza atmış. (IV) Sanatçının bu kitabındaki tüm şiirleri yine okuyucunun duyumsama ve düş kurma yetilerini harekete geçiriyor. (V) Şair, şiirleriyle okuyucuyu kimi zaman yoğun karanlıkların içine, kimi zaman da aydınlık gündüzlere götürüyor.

 

9-Bir şairden ve şiirlerinden söz edilen bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

 

A) I. cümlede, okurların beğenisini kazandığı üzerinde duruluyor.

 

B)  II. cümlede, kimi ürünlerini bir araya topladığı belirtiliyor.

 

C) III. cümlede, şiirlerinin dil ve biçim özellikleri dile getiriliyor.

 

D) IV. cümlede, işlev yönünden önceki şiirleriyle benzerliği olduğu sezdiriliyor.

 

E) V. cümlede, şiirlerde birbirine karşıt durumların işlendiğinden söz ediliyor.

 

 

 

 

 

 

(I) ABD’li bilgisayar uzmanı Scott Fahlman tarafından bulunan ve İnternet’in vazgeçilmezlerinden olan gülen surat (smiley) tam 30 yaşında. (II) Fahlman, duyguların yazı dilinde ifade edilmesini kolaylaştırmak için iki nokta ve parantez işaretlerini kullanarak bir ifade oluşturdu.

(III) Bu “gülen surat”ı ilk olarak üniversitenin e-posta listesine yolladığı bir notta kullandı. (IV) Fahlman, öğrencilere ve çalışma arkadaşlarına şöyle yazdı: “Şaka yaptığınızı belirtmek için şunu kullanmayı öneriyorum: :-)” (V) Kısa zamanda kabul gören bu mutluluk ifadesini bugün İnternet’te yazışırken sıklıkla kullanıyoruz.

(VI) Mutluluğumuzu artık bununla ifade ediyoruz.

 

10- Gülen suratın (smiley) anlatıldığı bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

 

A) I. cümlede, kaç yıl önce ortaya çıktığı açıklanmıştır.

B) II. cümlede, yeniliğin hangi amaçla ortaya konduğu belirtilmiştir.

C) IV. cümlede, önerisini kimlerle paylaştığı dile getirilmiştir.

D) V. cümlede, bir saptama yapılmıştır.

E) VI. cümlede, işleviyle ilgili bir değişiklikten söz edilmiştir.

 

 

 

 

 

I. Hepimiz onu çocukça hareketlerine karşın çok severdik.

II. Anlatacaklarımı güzelce dinle de ondan sonra işini yapmaya başla.

III. Daha önceki çalışmaları incelemedikleri sürece iyi bir proje hazırlamaları imkânsız görünüyor.

IV. Alfabesinin zorluğu, Japonca öğrenmeyi güçleştiren bir etken.

V. Konuyla ilgili genişçe bir rapor hazırlayıp önümüze getirmişti.

 

11- Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangilerindeki altı çizili sözcükler tür bakımından aynıdır?

 

A) I. ve III.             

B) I. ve V.              

C) II. ve III.

D) II. ve V.             

E) IV. ve V.

 

 

 

 

Yeşil, upuzun kavaklıklar geride kalıyor. Uzaktan,

                  I

 

kaleye sırtını dayayan kocamış konaklar,

                               II

 

çıplak, boz renkli tepeler görünüyor.

              III

 

Konak balkonlarının korkulukları, Doğu masallarından

                          IV

 

ödünç alınmışçasına büyüleyici. Renkler her ayrıntıyı

                                                                      V

 

belirginleştiriyor sanki; ağaçlar yeşil, şehir kahve, kale

 

siyah.

 

12-Bu parçadaki altı çizili tamlamalardan hangisi, tür bakımından ötekilerden farklıdır?

 

A) I.              B) II.             C) III.           D) IV.           E) V.

 

 

 

Eskiden ülkelerin zenginliğinin ölçütü, sahip olunan toprak ve doğal kaynakların miktarıydı; zenginleşmenin yolu, daha geniş topraklara hükmetmekten geçiyordu. 20. yüzyılın ikinci yarısında bilimsel araştırmalara ağırlık verilmesiyle bu anlayış değişti, bilgi üretimi önem kazandı.

 

13-Bu parçada aşağıdaki ses olaylarından hangisi yoktur?

 

A) Ünlü düşmesi 

B) Ünsüz yumuşaması

C) Ulama               

D) Ünsüz benzeşmesi

E) Ünlü türemesi

 

 

 

 

 

 

(I) Almanya’nın Berlin kentinde bir kooperatif “Devrilen Ağaçlardan Halk Kitaplığı Yapma Kampanyası” başlattı. (II) Bu kampanyaya katılmak isteyenler, fırtınadan veya yağmurdan devrilen ağaçların gövdelerini raf şeklinde oyup bunları kaldırımlara yerleştiriyorlar. (III) Raflara, takas edilecek kitapları koyuyorlar. (IV) Berlin halkı da içlerinden okumak istediklerini alıp yerine kendi kitaplarından birini bırakıyor. (V) Bu, “Eğitim İçin Sürdürülebilir Gelişme Projesi”nin bir parçası olarak devlet tarafından desteklenen bir kampanyadır.

 

14-Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

 

A) I. cümle, içinde belirtisiz nesne olan bir fiil cümlesidir.

B) II. cümle, özne ve yüklemden oluşan kurallı bir cümledir.

C) III. cümle, nesnesi sıfat tamlaması olan birleşik bir cümledir.

D) IV. cümle, içinde isim tamlaması bulunan olumlu bir cümledir.

E) V. cümle, yüklemi ek eylemle çekimlenmiş bir cümledir.

 

 

 

 

 

 

“Rüyaları gerçekleştirmenin yolu, uyanıvermektir uykulardan.” demiş bir düşünür. Öyleyse ne duruyoruz, hemen silkinip kalkalım yumuşak yataklarımızdan!

 

15-Bu parçada, aşağıdakilerden hangisi yoktur?

 

A)            Tezlik fiili

B)            Zarf-fiil

C)            Sıfat-fiil

D)            İstek kipiyle çekimlenmiş fiil

E)            Şimdiki zamanla çekimlenmiş fiil

Eserlerinde kullandığı özgün biçimler ve canlı renklerle, değişimin birey üzerindeki etkilerini yansıtıyor.

16-Bu cümleyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

 

A)            Çatısı bakımından etkendir.

B)            Nesne, isim tamlamasından oluşmaktadır.

C)            Fiilden isim yapma eki almış sözcük vardır.

D)            Bulunma durumu eki almış sözcük vardır.

E)            İyelik eki alan sözcük yoktur.

 

 

 

Fast-fooda karşı hâlâ direnen(,) her zaman sevilerek

                                               I

yenen yiyeceklerden biridir balık ekmek. Denizin

 

kirlenmediği(,)     balığın bol ve ucuz olduğu (,)Boğaz’dan

                    II                                                 III

çıkan palamutların kasaları doldurduğu eski zamanlarda

 

balık ekmek satıcıları (,)yalnızca kıyıya yanaştırılmış

                                   IV

sandallarda değil, mahalle meydanlarında (,)futbol

                                                                    V

maçlarının olduğu günlerde stadyumların kapılarında da

 

görülürdü.

 

17-Bu parçadaki numaralanmış virgüllerden (,) hangisi, diğerlerinden farklı bir görevde kullanılmıştır?

 

  1. I.

  2. II.

  3. III.

  4. IV.

  5. V.

 

 

 

Kaplumbağalar, roman kişileri ve kullanılan dil

 

bakımından Fakir Baykurt’un, aynı zamanda köy

 

edebiyatının başyapıtlarından biri olarak okunmalıdır.

                                   I

Kahramanların gerçekliğinin yanı sıra, dilleri de

                                                    II         III

kişiliklerini adım adım oluşturan yetkinliktedir. Ayrıca,  

                                                           IV

çok sayıda romanı ve öykü kitabı yayımlanmış herhangi bir

                                                                                V

 yazarı, Kaplumbağalar gibi bir roman bile ölümsüzleştirebilir.

 

18-Bu parçadaki numaralanmış sözlerden hangisinin yazımı yanlıştır?

 

 A) I         B) II            C) III          D) IV             E)  V.

 

Diller yeşerdikleri kültürle büyüyor, onunla zenginleşiyor.

 

Öyleki dillerin ölümüyle kültürler de yitip gidiyor ve

   I                                               II

bu yok oluş yalnızca o dili konuşan insanları değil,

          III

dünyayı da etkiliyor. Her on dört günde bir içlerinden

                                            IV

biri daha sessizliğe doğru uğurlanan diller, dünya

 

mozaiğinin bir parçasını da beraberinde götürüyor.

       V

 

19- Bu parçadaki altı çizili sözlerden hangisinin yazımı

yanlıştır?

 

A) I.         B) II.         C) III.           D)  IV.           E) V.

 

 

 

 

 

 

20- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

 

  1. Kurallara uymamakta ısrar ediyorsun.

  2. Bu davranışımı tehdit olarak algıladığını belirtiyorsun.

  3. Yaptıklarınla herkesi şaşırtmaya devam ediyorsun.

  4. Bu sözlerinle beni sinirlendirmek için çalışıyorsun.

  5. Sorduğun sorularla konuyu başka bir yere çekmeye çalışıyorsun.

 

 

 

 

 

 

 

(I) İngiliz şairi Browing; sayfa sayfa, her kelimesini ayrı ayrı inceleyerek sözlük okurmuş. (II) Sözlükte öğütler, eğlendirici şeyler de bulurmuş. (III) Hatta bu çalışmaya romantik bir yön de katar, ay ışığında oturup bir bir çevirirmiş sözlüğün sayfalarını. (IV) Bizde sözlükler, kütüphanelerin en kuytu köşelerinde uyuklayarak ömür tüketir. (V) Günler ve geceler boyu “Bilinmeyen bir kelime çıksın da hatırlanalım.” diye dua ederler âdeta. (VI) Sözcüklerin bu uzun ve sessiz bekleyişleri iki kapak arasında geçer.

 

21- Bu parça iki paragrafa ayrılmak istenirse ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?

 

 

A) II.         B) III.         C) IV.           D)  V.           E) VI

Cevap Anahtarı

1. A
2. D
3. C
4. B
5. E
6. B
7. D
8. A
9. A
10. E
11. B
12. D
13. E
14. B
15. C
16. E
17. D
18. B
19. A
20. D
21. C
22. B
23. A
24. E
25. C
26. A
27. E
28. D
29. B
30. C
31. A
32. D
33. E
34. C
35. B
36. A
37. C
38. E
39. D
40. C

Dünyanın yedi harikası olur da üç kıtada yüzyıllarca
hüküm sürmüş, altı yüzyılı aşan varlığından geriye
olağanüstü bir kültür hazinesi bırakmış Osmanlının yedi
harikası olmaz mı? Gerçi tarihçiler, sanat tarihçileri ve
mimarlar varken en önemli yedi Osmanlı eserinin
hangileri olduğuna ben karar verecek değilim. Ancak
okuduklarımdan ve gördüklerimden hareketle tamamen
kişisel bir beğeni listesi oluşturmamın önünde bir engel
yok sanırım. İşte benden Osmanlının yedi harikası:
Süleymaniye Külliyesi, Selimiye Camisi, Mostar Köprüsü,
Mağlova Kemeri, Kavalalı Mehmet Ali Paşa Camisi,
Kubbetü’s-Sahra, Hamidiye Çarşısı.


22-Bu parçada aşağıdakilerden hangisi ağır
basmaktadır?


A) Öyküleyici anlatım
B) Tartışmacı anlatım
C) Betimleyici anlatım
D) Tanımlamadan yararlanma
E) Kanıtlayıcı veriler kullanma

 


Yağmur yağarken gök gürlerse hiç korkmam. Ses olsun
yeter ki. Kuşlar ötüşerek uçuşsun gökyüzünde. Çaylar
şekerli olsun ki kaşıklar şıkır şıkır sesler çıkarsın.
Konuşulacak bir şeyler olsun. Dost olsun, arkadaş olsun;
teyzeler, amcalar olsun. Evrenin boşluğuna bırakırken
kendimizi, avuçlarımızda sımsıcak kalbimiz olsun… Olsun,
her şey olsun ama sessizlik olmasın.


23- Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi
yoktur?


A) Nesnel bir anlatımdan yararlanma
B) Birden fazla duyuya seslenme
C) Pekiştirmeye başvurma
D) Yinelemelere yer verme
E) Devrik cümleye yer verme

 


Motorun burnu kıyıya dönük. Çok çok yirmisini yeni
geçmiş gösteren görevli, binme sırası gelene elini
uzatıyor. Genç erkekler, ellerini vermeden atlıyorlar.
Yardıma gereksinimi olmadığını düşünen orta yaşlılar da…
Kadınların çoğu uzatıyor elini. Kolunu hızla yukarı kaldırıp
tuttuğu eli bırakıveriyor görevli, hemen bir arkadakine
uzanıyor. Yardımsız binenler, onun yanından
atlayıveriyorlar. O zaman elini geri çekip bir sonrakine
uzatıyor görevli. Omzunu kastığı, gücünü koluna, bileğine
topladığı anlaşılıyor yüzünden. Kimsenin yüzüne
bakmadan yapıyor bunları sanki.


24- Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıda
verilenlerden hangisi yanlıştır?


A) Olaylar oluş sırasına göre verilmiştir.
B) Tahmin söz konusudur.
C) Öznellik ağır basmaktadır.
D) Farklı cümle türleri kullanılmıştı

Uçsuz bucaksız bir dünyadır edebiyat. Ne kadar çok örnek
incelersek inceleyelim yine de yaptığımız, okyanusta bir
damla gibidir. Nicelik ve nitelik bakımından sonsuz sayıda
biricik eserle bezenmiştir bu uzay. Bunun için, Türk
edebiyatındaki birkaç şiire veya romana bakarak bu
edebiyata ilişkin kapsamlı saptamalar yapmak mümkün
değildir.


25- Bu sözleri söyleyen bir yazardan aşağıdakilerin
hangisini yapması beklenebilir?


A) Etkilendikleri eserleri ölçüt alarak sanatçıları
değerlendirmesi
B) Halit Ziya’nın romanlarından hareketle Türk
romanını tarihsel açıdan ele alması
C) Aşk kavramının Türk şiirindeki yerini, İslamiyet’ten
önceki dönemden günümüze değin bütünüyle
incelemesi
D) Batı etkisindeki Türk edebiyatını Cumhuriyet
Dönemi Türk şiirinden başlatarak incelemesi
“Şiirimizde vatan” konulu çalışmasını,
E) Namık Kemal’in bütün şiirlerini inceleyerek
oluşturması

 

 

 


Gombrich, “Sanat ve Bilim” başlıklı incelemesinde, sürekli
soru sormayı ve sordurmayı bilimsel tutumun doğal bir
gereği sayar. Soru sorulmadan yapılan sanat eğitiminin,
kendini yinelemeye yol açabileceğinden söz eder. Ünlü
sanat kuramcısına göre, sanat alanındaki bilimsel
çalışmalar, yapılmışı yineleyerek değil, sanata özgü olan
bir tür serüven ruhundan, “bilinmeze adım atabilme
ruhundan” kendine yeni besin kaynakları bulabilir. Buna
karşılık sanatçıya da sanatta cesaretin her şey demek
olmadığını ancak eleştirel bir tutuma eşlik eden cesaretin
kişiyi gerçek başarıya götürebileceğini öğretebilir.


26- Bu parçada, sanat alanındaki bilimsel çalışmalarda
aşağıdakilerden hangisi önerilmektedir?


A) Yenilikler ortaya koymak ve irdeleyerek çalışmak
B) Daha önceki bilimsel araştırmaları rehber
edinmek Sanatçının, ileriye yönelik girişimlerini
desteklemek
C) Sıra dışı konularda yazılmış eserlere gereken
değeri vermek
D) İyi eserle yetersiz eserin farkını tarafsız biçimde
E) ortaya koymak

“Edebiyat dergilerinde sevmediğin, sıkılarak okuduğun
yazılar hangisidir?” diye sorsalar hiç düşünmeden, “Belli
bir şiir kitabı üzerine yazılmış tanıtım yazılarıdır.” derim.
Sorun belki de bendedir ama bu tür yazıların neye göre
yazıldığını anlayamıyorum. Tanıtımı yapan iyi niyetli
yazar, genellikle ilgili şairin söz konusu kitabındaki
dizelerden esinle bir şeyleri duyumsatmaya, şairin şiir
dünyasına kendisi ile birlikte katılmaya çağırır bizi.
Kendince eklemeler de yapar o şiirlerde oluşturulmaya
çabalanan etkileyici havaya. Ama söz konusu kitap,
okurca önceden okunmadığı, belki de tanıtıcı üzerine
aldığı işi gerektiği gibi yapmadığı için kitaba yönelik ilgi
oluşturulamaz çoğu zaman. ----.


27- Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre
aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?


A) Bu yazılarda şairi, şiir yazmaya yönlendiren etkenler
üzerinde de durulmalıdır
B) Bu nedenle okuyucunun şiir bilgisini
zenginleştirecek açıklamalara yer verilmelidir
C) Oysa tanıtma yazıları şiire dönük olmayan sorunlarla
şişirildiği için ilginçliğini yitirir
D) Edebiyat dergilerinde tanıtım yazılarına az yer
verilmesi kitaplara duyulan ilgiyi azaltmaktadır.
E) Böylece okuyana eziyet eden, onu yoran, anlamsız
ve sıkıcı bir metin ortaya çıkar.

 

 

 

 

 

 

 


Bir sabah işinize giderken kırmızı ışıkta durdunuz ve
aracınızı tekrar çalıştıramadınız. Her insanın başına
gelebilecek bu sıradan olay için iki ayrı olasılığı
düşünelim. Birinci olasılıkta arkadaki araçların şoförleri
kızgınlıkla kornaya basıyor, siz de bir kazaya yol açmamak
için kan ter içinde bu durumdan kurtulmaya
çalışıyorsunuz. İkinci olasılıkta, arkanızdaki araçtan inen
bir taksi şoförü, bekleyen araçlara işaret ederek onların
yan şeritten devam etmelerini sağlıyor. Araçlar sakince
geçtikten sonra yanınıza geliyor, birkaç yayayla birlikte
aracınızın yol kenarına çekilmesine yardımcı oluyor. Ne
siz ne de bir başkası gergin ve telaşlı. İşte bu örnekte
olduğu gibi bir toplumun gelişmişlik düzeyini belirleyen
asıl şey, ----.


28- Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre
aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?


A) sorunlara pratik çözümler bulmaktır
B) başka insanları zor duruma düşürmemektir
C) yaptığımız hatanın sonucunu üstlenebilmektir
D) insanlar arasındaki iletişim biçimidir
E) kurallara uyarak sorunları ortadan kaldırmaktır.

 

 

 

 


Mutlu değil, yalnız ve tedirgindir. Kafasını meşgul eden bir
şeyler vardır daima. Her zaman eşikte yani ne bu tarafta
ne öbür tarafta olduğu için katmerlenir ızdırabı. Uzun uzun
konuşmalar hoşuna gitmez. Zira her insan onu
anlamayacaktır. Kendisiyle kavga ederek kendisini
caddelere, bulvarlara, pasajlara atar. Telaş içinde
koşuşturan insanları, onların zamanın peşinden
koşuşlarını alaycı bir bakışla seyreder. Seyretmek, onun
için dünyadaki en güzel iştir.


29- Kahramanından böyle söz edilen bir
roman, aşağıdakilerden hangisini anlatıyor
olabilir?


A) Yaşanmışlık duygusu uyandırsın diye insanların
arasına karışan, hayatın içinden parçalar toplayan
gözlemci bir yazarı
B) Sürekli sorgulayan, söylediklerine bir anlam
verilemeyen, anlaşılması güç, özgür ruhlu, sıra
dışı bir adamın dünyasını
C) Hayatının son günlerini yaşadığını düşünen,
geçmişiyle hesaplaşması bitmemiş mutsuz bir
ihtiyarı
D) Rahat bir yaşam sürebilmek için yurt dışına gitmiş,
metropollerin uçsuz bucaksız kalabalığında özünü
kaybetmiş bir gurbetçiyi
E) Hayatı sadece çalışmak üzerine kurulmuş ve ömrü
hafta sonu tatillerini beklemekle yitip giden bir memuru
Sera gazlarının sıvılaşarak okyanuslara karışmasıyla
okyanuslardaki asit oranının gittikçe arttığı belirtiliyor.

 

 


1751 yılındaki tahminî okyanus yüzeyi pH’sinin 8,25 ve
2004 yılında ölçülen değerin 8,14 olduğu, 2100 yılında
ise 7,85 olacağı tahmin ediliyor. Peki bu, sudaki hayatı
nasıl etkileyecek? Uzmanlar, asitleşen okyanuslardaki
balıkların, tehlikeli seslere karşı kayıtsız kalacağını
belirtiyor. Özellikle genç balıkların korkutucu sesten
uzaklaşma içgüdüsünün sekteye uğrayacağı
vurgulanıyor. Yapılan bir çalışmada, gittikçe asitleşen
okyanus suyunun kimyasal yapısına benzer yapıya
sahip bir ortamda yetiştirilen genç palyaço balığının,
okyanusa yerleştirilen, sesler yayan bir hoparlöre doğru
kayıtsızca yüzdüğü gözlemlendi.


30- Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi çıkarılabilir?


A) Asit oranı yüksek okyanus suları, deniz canlılarında
fiziksel değişime neden olur.
B) Palyaço balığı, sese duyarlılık bakımından deniz
canlıları içinde en zayıf olanıdır.
C) Asit oranı yüksek okyanus suyu, balıkların ses
algılama yeteneklerini dolayısıyla savunma
reflekslerini olumsuz yönde etkilemektedir.
D) Sera gazları, atmosfere zarar verdiği gibi
okyanuslara karışarak deniz canlılarını da
zehirlemektedir.
E) Her balığın vücut yapısının, yaşadığı ortama göre
şekillendiği ileri sürülmektedir.

Özellikle ilgi duyduğum için sinema konusu üzerine çok
düşünürüm. Bana göre, birisi bir ürün ortaya koyuyorsa ilk
koşul ürünün teknik açıdan başarılı olmasıdır. Ancak
ondan sonra ürünün sanat açısından iyi mi, kötü mü
olduğu tartışılabilir.


31- Bu parçadaki düşünceye en yakın görüş aşağıdakilerden hangisinde vardır?


A) Yayımlanan romanlardan zaman ayırabildiklerimi ilk
on sayfasına kadar okuyor, onları üç ana özellik olan
dil, anlatım ve zaman bakımından
değerlendiriyorum. Olmamışsa devamını okuma
gereği duymuyorum.
B) Her kuşak, edebiyatı biraz daha çağdaşlaştırmıştır.
Çünkü dünya değişirken edebiyat da değişir. Buna
ayak uydurabilmek gerekir.
C) Bir dönemin sanatçıları güçlüyse oluşturdukları
ürünler de yankı uyandırır, eleştirmenlerin
süzgecinden geçerek edebiyat tarihindeki yerlerini
alırlar.
D) Yazmaktan başka hiçbir şey düşünmedim ve
kendimi geliştirmekten başka bir amacım olmadı hiç.
Bu kadar çok ödül almamı buna borçluyum.
E) Yazmaya yeni başlayan bir insanın, beğendiği
sanatçılara kurgu bakımından öykünmesi çok
doğaldır. Önemli olan, yazdıklarının içerik
bakımından yenilikler taşımasıdır.

 

 

 

 

 


Bayan Jean Brodie’nin Baharı adlı romanın kahramanı
Bayan Brodie, İskoçya’nın ıslak, puslu, eski ve soylu
şehri Edinburg’ta bir kız okulunda öğretmendir. En güzel
ve en verimli yıllarını, seçtiği bir grup kız öğrenciye
adayarak onları hem dönemin hem de okuldaki diğer
öğretmenlerin anlayışından farklı bir pedagojik anlayışla
eğitmeye çalışmaktadır. Sınıfını sık sık bir ağacın altına
götüren, burada ders işlediklerinin düşünülmesini
sağlayacak şekilde kızların kitaplarını ellerinde
tutmalarını isteyen, tarih anlatması gerekirken önceki
yaz yaptığı Mısır gezisini anlatan, bazen nişanlısından
bahseden, bazen de kentin yoksul semtlerini tanıtan,
sanatsal etkinlikleri izlemelerini sağlayan geziler
düzenleyen genç bir öğretmendir Bayan Brodie.


32- Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi,
sözü edilen öğretmenin bir özelliği olamaz?


A) Eğitimde kendine özgü yöntemler kullanan
B) Yaşamdaki kimi olguların anlatılarak değil görülüp
yaşanarak öğrenileceğini düşünen
C) Yaşam gerçeklerinin farkında olan
D) Kendi yaşadığı olumsuzluklardan öğrencilerin ders
çıkarmasını bekleyen
E) Öğretimin farklı ortamlarda sürdürülmesi gerektiğini
düşünen

 

 

 

 

 


Okumayı; televizyon izlemek, futbol oynamak gibi boş
zamanları dolduran eğlendirici bir iş olarak
değerlendirenlere söyleyecek sözüm yok. Onlarınki
okuma değil, oyalanmadır. Modaya uymak için raflarına
çok satan kitapları dizenlerin yaptığı da aynı şeydir.
Oysa her kitap bir okyanustur. Ben okyanusun
kıyısında gezinti yapmak yerine küçük teknesiyle
dalgalar arasında boğuşan gerçek okuyucunun
peşindeyim.


33- Böyle diyen bir yazardan aşağıdakilerden
hangisini söylemesi beklenmez?


A) Romanın, öykünün, denemenin labirentlerinde
dolaşmayan okuyucu, sanatçının dünyasını
tanıyamaz.
B) Yazar, eseriyle okuyucusunu düşüncenin
derinliklerine taşımaya çalışır.
C) Okurken yorulmayı göze alan okuyucu olmak
gerekir.
D) Birikimli okur, yazarın söylediklerinden,
söylemediklerini çıkarmaya çalışmalıdır.
E) Her edebiyat eseri, açık ve anlaşılır olmalı ki
okuyucu, yönünü bulabilsin.

 

 

 

 

 


Öykülerinde ağırlıklı olarak eski ile bağlarını koparmış,
yeni ile de uyum sağlayamamış bireyin, toplum içinde
yalnızlaşmasını ve bir çöküşe doğru yol alışını anlatır.
Bu, bir anlamda topluma yabancılaşmış bireylerin
kaçınılmaz yazgısıdır. Toplumu, aileyi ayakta tutan
iç dinamikler, ahlaki özellikler kaybolmuş, bunların yerini
alması düşünülen şeyler de bu boşlukları
dolduramamıştır. Böylece toplumsal yapıda artık hiçbir
şeyi yerinde bulamayan birey, hastalıklı bir hâlde
“ortalıkta dönüp durmaktadır”. Bu yabancılaşmaya kimi
bireyler çeşitli başkaldırı yöntemleriyle karşı durmaya
çalışırlar. Ama bu karşı koyuşlar, kişiyi, yanlış işleyen
toplumsal yapı içinde ezilmekten kurtaramaz. Birey,
dramatik bir kurban olarak olumsuz şartlarda yaşamanın
bedelini ağır bir şekilde öder.


34-Bu parçada tanıtılan yazar ve öykü kişileri ile
ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?


A) Çoğunlukla çevresinden ve değerlerinden kopmuş
olan bireyin tek başına kalışını işlemiştir.
B) Toplumla uzlaşamayan, çatışma hâlinde olan kişilere
yer vermiştir.
C) Sahip oldukları değerler için mücadele etmek
yerine olup biteni uzaktan izlemeyi yeğleyen
kişileri anlatmıştır.
D) Aile kurumunun geçirdiği sarsıntıları ele almıştır.
E) Toplumda ortaya çıkan yeni değerler bireyler açısından
eskileri kadar işlevsel olamamıştır.

Ülkemizde; alanında uzman, yetişmiş birçok çevirmen
var. Ancak bu, çeviri alanındaki yetersizliğimizi gidermez.
Giderilmesi; okulların yetiştirmesine, editörlerin
sabredebilmesine, yayıncıların da, çevirmenin
emeklerinin karşılığını vermesine bağlıdır. Bununla
birlikte bir başka yönü daha var bu konunun. Günümüzde
herkes yorulmadan para kazanma derdinde. Yalnızca iyi
bir çeviri yapmış olmanın hazzı peşinde koşanların sayısı
sanırım çok değil. Sözcüklerin kokusunu, derdini,
derinliğini bilmeyenler için nedir ki çeviri!


35- Bu parçada aşağıdakilerden hangisi bir
çevirmenden beklenenler arasında sayılmamıştır?


A) İyi bir eğitimden geçmiş olma
B) İstenilen nitelikte eserler seçme
C) Çeviriyi zevk alarak yapma
D) Hak ettiği ücreti alabilme
E) Çalışmalarını titizlikle sürdürme

 

 


Beyaz Geceler Dostoyevski’nin en saf, en lirik kitabıdır.
Saflık kelimesiyle “karmaşık olmayan”ı kastediyorum.
Kitap sözü de okuyucuyu yanıltmasın: Dostoyevski Beyaz
Geceler’i bir gazetede yayımlanacak basit ve coşkulu bir
hikâye olarak tasarlamıştı. Hikâye saflık ve yalınlığını,
kahramanlarının hep aynı kumaştan ve renkten
yapılmasından alır. Onların sözlerine hemen inanırız.
Önce inandıklarının, sonra tam tersine inanan tipik
Dostoyevski kahramanları yok bu kitapta. Bu bakımdan
Beyaz Geceler Dostoyevski’nin en özel,
en ayrıksı kitabı. Burada bizi etkileyen şey, kitabın ve
kahramanlarının bu saflığından gelen bir çeşit çocuksu
dürüstlük ve bizi yormayan tavırlarından yansıyan bir
mutluluk duygusu.
36- Bu parçada Beyaz Geceler’le ilgili olarak
aşağıdakilerin hangisinden söz edilmemiştir?


A) Adının veriliş öyküsünden
B) Kahramanlarının özelliklerinden
C) Diğer kitaplarından ayrılan yönlerinden
D) Oluşturuluş aşamasından
E) Okuyanda bıraktığı etkiden

 

 


Her dize veya her satır, yazıldığı andan başlayarak
insanlara gönderilmiş bir ileti niteliği taşır. Üreten kişinin,
onun nasıl okunacağını denetleme, nasıl anlaşılması
gerektiğini dayatma gibi bir hakkı yoktur. Yazar bu hakkı,
daha eserini yayımladığı anda yitirmiştir veya kendi
isteğiyle başkalarına bırakmıştır. Okuma; okuyanın
kişiliğine, bilgisine, anlama ve yorumlama yeteneğine,
beğenisine göre değişiklik gösterir; yazılırken
amaçlananların gerisinde de kalabilir, ötesine de
geçebilir. Bu son durumda, yeniden üretme söz
konusudur artık. Elbette, ortaya çıkan ve eleştiriler içeren
metnin bir edebî değer taşıması koşuluyla.


37- Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?


A) Yazarlar, okurları yönlendirmemelidir.
B) Farklı okuyucular yazarın anlatmak istediğini
kendilerince yorumlayabilirler.
C) Her metin, çözümü yazarında olan birtakım gizler
içerir.
D) Okurun bir eser karşısındaki tutumu, birikimiyle
ilgilidir.
E) Bir metnin, okur tarafından değerlendirilebilmesi için
sanatsal nitelikler barındırması gerekir.

 

 

 

 

 


Bir yanda, insanların yalnızca hırslarıyla büyüyebildiği,
kişisel reklam ve promosyon yöntemini benimsememişse
görünmez olduğu, içindekini saklayarak hayatta kaldığı
bir dünya… Öbür yanda, her şeyi bir milyona (şimdiki bir
TL) satan “bi milyoncu” gibi hepimizin gününü
kolaylaştıran, kalıcı olmasa bile her gün bir yenisinin
edinilebileceğine dair umut doğuran, küçük sevinçlere
kaynaklık eden bir öykücü dükkânı… Yazar böyle bir
tablo çizmiş. Aslında öykücülük de bir tür “bi milyonculuk”
değil mi zaten: Çok satışlı, az kârlı, küçük dertlere çare…


38- Bu parçada, sözü edilen yazarın değindiği
konular arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?


A) Bazı tutkulara aşırı ölçüde bağlanarak
değer ve önem kazanmaya çalışma
B) Özel tanıtım yöntemleriyle ön plana
çıkmaya çabalama
C) Kendi gerçeklerini ortaya dökmekten
kaçınarak yaşamda bir yer edinme
D) İnsanlarda gelecekte güzel şeyler olacağı
duygusu uyandırma
E) Olumsuz koşullar içinde yaşayabilmenin
kişiyi güçlendireceğine inanma

39. - 40. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Attila İlhan, hece ölçüsünün öne çıktığı bir ortamda
yazılmakta olan serbest şiire belli bir mesafeden ama
ilgili bir mesafeden baktı. Yazılmaktan çok, söylenen
bir şiirde müzikaliteyi gözeterek toplum hayatından
âdeta şairane tablolar çıkardı. Destan havası taşıyan
şiirlerinde de bireysel konulardaki kısa şiirlerinde de
Türk müziğinin ritmini korumaktan ve konuşma dilindeki
zengin çağrışımlı, eski sözcükleri kullanmaktan
çekinmedi. Bu yanı kırklı yılların, memleketçi şairlere
yakınlığı da ellili yılların şairlerinden ayırdı onu. Bir
bütün olarak bakıldığında Attila İlhan’ın şiiri, Fazıl Hüsnü
Dağlarca’nın evrenle ve onun düzeniyle ilgili olmayan ve
hikâye etme yolunu seçtiği eserlerine yakın bir yerde
durmaktadır.
39. Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi
söylenemez?
A) Açıklamaya başvurulmuştur.
B) Öznel değerlendirmeler vardır.
C) Karşılaştırmaya başvurulmuştur.
D) Örneklemeden yararlanılmıştır.
40. Bu parçada söz konusu şairle ile ilgili olarak
aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Sözcüklerin ses değerlerinden yararlandığı
B) Kimi zaman çağdaşlarından ayrı düştüğü
C) İşlediği temaların benzerlik gösterdiği
D) Dilin geniş anlamsal olanaklarından yararlandığı
E) Şiirlerini estetik değer taşıyan resimlere
dönüştürdüğü

Çekiç camı kırar ama çeliği sertleştitir.

 TURKİYE

2016- dinledebiyat.com © Her hakkı saklıdır.

  • Instagram Social Icon
  • dinledebiyat
  • w-googleplus