ÖZÜR

 Bir sholin tapınağında öğrenci olan küçük rahip adayı, sholin rahiplerin üstadı tarafından çok sevilirmiş. Küçük çocuk bir gün bir hata yapmış. Hatası ortaya çıkınca üstadın yanına gitmiş ve  özür dilemiş. Üstad öğrencisinin hatasını affetmiş ve gülümsemiş. Bu minik öğrencinin çok hoşuna gitmiş. Artık ne zaman bir hata yapsa koşa koşa üstadın yanına gidiyor, ondan özür diliyormuş. Üstad da her seferinde onun özrünü kabul ediyormuş.

  Bir gün minik sholin öğrencisi parşömenlerden oluşan kütüphaneye girmiş. Küçüklerin kesinlikle girmelerinin yasak olduğu bir yermiş burası.Çocuk etraf karanlık olduğu için bir mum yakmış ve bir parşömeni açıp okumaya çalışmış. O sırada mum yanındaki kağıtları tutuşturmuş. Bu durumu gören minik öğrenci ne kadar söndürmek için uğraşsa da başaramamış. Yangın büyümü. Telaşlanan öğrenci oradan kaçmış ve bir kayanın içindeki oyuğa saklanmış. Civardan bağırmalar, çağırmalar duyuyormuş lakin korkudan dışarı çıkamıyormuş. Sabaha doğru aklına üstada gidip özür dilemek gelmiş. Öyle ya üstad nasıl olsa onu affedermiş. Hemen oyuktan çıkmış. Üstadın odasına bakmış ancak onu bulamamış. Etraf aramış fakat üstad hiçbir yerde yokmuş. En sonunda bir rahibe sormuş üstadın nerede olduğunu. Ancak hayatının en şok edici cevabını almış:

- Üstad, dün gece nasıl çıktığını anlayamadığımız yangını söndürmeye çalışırken yanarak öldü.

Çocuk geçek anlamda üzüntünün ne demek olduğunu o zaman anlamış. Zira hiçbir hissi cevap vermiyormuş. Ne düşüneceğini, ne yapacağını, ne söyleyeceğini ve nasıl hissedeceğini kestirememiş bir an. Öylece donakalmış. Bir süre sonra toplamış kendini ve kendi kendinden ilk ve son özrünü diledikten sonra hayatı boyunca tutacağı şu sözü mırıldanmaya başlamış:

- Bir daha asla özür dilemeyeceğim. 

Please reload

Çekiç camı kırar ama çeliği sertleştitir.

 TURKİYE

2016- dinledebiyat.com © Her hakkı saklıdır.

  • Instagram Social Icon
  • dinledebiyat
  • w-googleplus